Vücudumuzdan ve çevremizden gelen duyusal bilgilerin, beyin seviyesinde organize edilerek günlük yaşamda kullanılır hâle gelmesi. Aşağıda; kavramın ne olduğunu, terapisinin nasıl planlandığını ve nasıl uygulandığını bulacaksınız.
Kişinin kendi vücudundan ve çevresinden gelen duyumları organize eden, vücudu çevreyle uyumlu kullanmayı sağlayan nörolojik tepkimelerin bütünü — kısacası beynin bir "davranış teorisi"dir.
Sinir hücrelerini uyaran ve aktive eden nöral uyarı (ışık, ses, dokunma gibi).
Organize olma; bütünün parçalarını bir araya getirip tamamlama.
Parçalar birleştiğinde oluşan anlam; duyu bütünlemesinin son halkası.
Duyusal uyarının organize edildiği düzeydeki davranış; harekete fonksiyonel anlam verir. Kayıt eksikse algılama bozulur.
Beyin fonksiyonlarıyla olur. Çocuk hazır değilse öğrenemez; terapi onu hazırlar.
Duyumların kullanılmak üzere organizasyonu; vücudu çevreyle uyumlu kullanmayı sağlayan nörolojik süreç.
Vücudumuzdan ve çevremizden gelen bilgilerin beyne ulaşıp organize olma işlemidir. "Beyin vücudumuzu yönetiyorsa, vücudumuz da beynimizi yönetir" kuramına dayanır (Fisher & Murray 1991; Miller & Kinnealy 1993; Kimball 1993).
Teorinin üç bileşeni vardır: teorinin kendisi, değerlendirme teknolojisi ve terapi teknikleri.
Çalışmanın kökleri Güney Kaliforniya Üniversitesi Beyin Araştırma Enstitüsü'ne dayanır; nörobilim ve psikoloji temellidir.
Dr. Jean Ayres tarafından gelişim bozuklukları için geliştirilen terapi; beynin yapamadığı duyu bütünlemesi işlemini destekleyerek günlük yaşama uyumu güçlendirir.
Terapinin temeli: Duyusal ve motor gelişim normal olduğunda öğrenme gerçekleşir; beynin gelişmesi için çevreyle iletişim şarttır ve kişiye uygun bir programla nöral plastisite başlatılabilir. Terapi, mutlaka duyu profili değerlendirmesi yapıldıktan sonra planlanır.
Terapiden önce anamnez alınır; duyusal problemi belirlemek için gözlem, duyu profili testi ve prognoz testleriyle kapsamlı bir değerlendirme yapılır.
Duyu bütünleme nörolojik bir işlemdir; bozuklukta Duyular → Beyin → Davranış zinciri sekteye uğrar. Beyin, duyuyu almada, modülasyonda veya cevap vermede zorlanabilir.
Jean Ayres'in 1970'lerde geliştirdiği teoriye göre; vücuda doğru uyarı verilerek duyuların uyumlu çalışması yönetilebilir. Terapide amaç, beynin ilgili merkezlerine doğru duyuyu, doğru dozda ulaştırmaktır.
Duyular kullanım özelliklerine göre beş sistemde toplanır. Her sistemin görevi ve günlük yaşamdaki rolü farklıdır; terapi programı çocuğun hangi sistemde, ne düzeyde desteğe ihtiyaç duyduğuna göre şekillenir.
Yer çekimi reseptörleri ve yarım daire kanallarından gelen bilgi; hareket edip etmediğimizi, yönümüzü ve hızımızı bildirir.
Deriden alınan uyarılar. Kavrama, vücut farkındalığı, sosyal beceriler, motor planlama ve ince motor gelişiminde etkilidir.
Kas ve eklemlerden gelen uzaysal-zamansal bilgi. Postür, motor planlama ve vücut şeması gelişiminde temeldir.
Göz hareketleri ve beynin organizasyonu. Göz-baş-boyun uyumu yetersizse disleksi/okuma güçlüğü görülebilir.
İletişim ve kendini koruma uyarıları. Yetersizliğinde sosyalleşme ve akademik düzeyde zorluk yaşanır.
Vestibüler, taktil ve proprioseptif sistemler anne karnında gelişmeye başlar; görsel ve işitsel sistemler daha sonra olgunlaşır. Tüm duyuların birleştirilerek uygun tepkiye dönüştürülmesi "Duyu Bütünlüğü" olarak adlandırılır.
1 aydan itibaren birincil duyu sistemleri, 1 yaştan itibaren algısal-motor temeller gelişir — terapi bu doğal sırayı gözeterek planlanır.
Kaynak: Uzm. Fzt. Ümmühan Sakın — Duyu Bütünleme Terapisi Eğitmeni